- PENCERE IŞIKLARI-

* 

Sokaklarda her gece, el ayak çekilince,

Dolaşırım derbeder, kafamda ince ince,

                                    Mısralar öre öre...

Evler der “- Sır vermeyin dikkat bu haşarıya !

Şiir yazar ışığın perdeden dışarıya,

                                    Sızan rengine göre !”

Ne zaman pembe ışık görecek olsam gece,

Derim : “Bekârları da yâd edin bir derece !

                                    Olmayınız duygusuz !

Kendinizden geçerken düşündünüz mü siz hiç ?

Şu anda nice kızlar yatakta çekerler iç !

                                    Nice oğlan uykusuz !”

Yeşil ışık ! Demek ki bir kardeşim şu anda,

Yıkamakta rûhunu o huzûr-u RAHMÂN’da,

                                    Ağlayıp garîp garîp...

Her alnını koyuşta yamalı seccâdesi,

Akıtarak ağzına bir MUHAMMED bâdesi,

                                    Der – “Gel nûş et ey karîp !”

Sarı ışık ! Acaba hangi veremli bir genç,

Bakıyor o ağzından damlayan kana iğrenç ?

                                    Eriyorken ciğeri...

Gözün burda kalmasın sakın yavrum giderken !

Doğarken ölsek bile ölüm değildir erken !

                                    Hayâtın yok değeri !”

Mavi ışık ! Her hâlde bir ziyâfet sofrası !

Cemiyetin ülserli miğdesinin safrası,

                                    İfraz olmuş masaya !

Hizmet ederken uşak iki ayağı sakat,

Tekmeliyor efendi ve derhâl bir avukat,

                                    Uyduruyor “Yasa”ya !

Beyaz ışık ! Mektep bil ey talebe cihanı !

Hayât denen zamanı belirsiz imtihanı,

                                    Alnının akıyla geç !

Kopya çekme ! Bilmezsen, hiç ezilip büzülme !

Versen de vermesen de elemeyi üzülme !

                                    Sonuç elenmek er geç !

Hiç ışık yok şu evde, kâfir mezarı gibi !

Uyku denen gaflette demek şimdi sâhibi !

                                    Dürtme sakın Azrail !

Bırak ! Sabah yine o açsın o kör gözünü !

Belki yorup düşünü, bulur saklı özünü !

                                    Nüzül eder Cebrail !

Nazarlarım böyle sıçrıyor camdan cama,

Röntgen ışığı gibi delip duvarı ama,

                                    Gördüğüm hep iskelet !

Kemik aralarını dolduruyor hayâlim,

Çıkıyor neticede hep evlâd-ü-ayâlim !

                                    Neye eyler delâlet ?

Nihâyet ezan sesi ! Her şey geliyor dile ...

“ALLAHÜ EKBER !” Diye titreşiyor vecd ile,

                                    Perde kırışıkları !

İşte şafak söküyor, gündüz geceyle pür cenk !

Siz de artık sönünüz ! Rûhum gibi rengârenk,

                                    Pencere ışıkları...!

* 

M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ

ANKARA – 19.03.1960

*

                                                                                                                    ANA SAYFA

                                                    Copyright © 2000.www.ondokuz.gen.tr

                                                                    Copyright © 2001.www.ondokuzbiz.com

                                                                    Copyright © 2001 www.19muhammedali.com