![]()

![]()
Hz.MUHAMMED s.a.v.
*
‘Hayâtımdan
Gizli bir yaprak’
*
*
-1-
-BİR ÎDAM SAHNESİ -
*
On
yıl evvel gecenin tam dördü,
Şu
gözüm perde-i ibret gördü :
Sultan Ahmet'de birikmiş herkes,
Sahne korkunç ve bir aktör bîkes,
Oynuyor
son rolü eller eller bağlı !
Sıkıyor
boynunu bir ip, yağlı !
Titriyor her yanı zangır zangır !
Bağırır annesi bangır bangır !
Oğlunun
gözleri çıkmış dışarı,
Yüzü
mosmor başı kalmaz yukarı !
Tekmeler boşluğu bir tek pabucu !
Salyalanmış dilini sarkmış ucu !
En
nihâyet biterek meş’um dans,
Yaptı
Azrail'e son bir reverans !
“Hazır ol !” Durdu vücût boşlukta,
Baş kesip oldu mutî loşlukta...
__
“Ne olur şöyle duraydın sağken !
Böyle
gitmez idin arzdan erken ;
Son sözün “__ Titriyorum, tez asınız !”
Oldu, bilmem bitecek mi yasınız ?
Gittiğin
yerde acep yok mu soğuk ?
Çıkıyorsun
göğe sen böyle boğuk ;
Sana sen oldun asıl bil kâtil !
Zâhiren yağlı ipin Azrail !”
*
-2-
İLK İHTAR
*
Diye
ben felsefe yapmakta iken,
Biri
seslendi, saçım oldu diken !
Kulağım öttü bu sesten çın çın
!
Bir sedâ tiz ve edâ pek hırçın,
Dedi
__ “Sen cezbeye düşmüş delisin !
Ölü
seyretmede kendin ölüsün !
Gökte bir halkaya bağlanmış ipin,
Yere sarktıkça ipin, böyle tepin !
Şu
vücût ruhuna bir darağacı !
Düşmanındır, onu sen sanma bacı !
Tekme indikte çözer kösteğini !
Rûhu asmakta, çekip desteğini !
“RABB’inin
kâtili”dir bil yaftan !
Umma
bir şey o şefînden aftan !
Ellerin şimdi dururken bağsız,
Boğazın şimdi kuruyken yağsız,
Basıyorken
ayağın arza bugün,
Kalk
kabrinden ! Yap o aslında düğün !
Şimdi bir körpe fidansın, gençsin
;
Gübre vermezse Hüdâ iğrençsin !
Köküne
gözyaşı dök fincanla !
Bahçevan
ister ise ver canla !
RABB’e çıkmakta nihâyet her yol,
Arzda sol, ahrete açmış gül ol !
O
gülün yaprağı yalnız kandır !
Ve
dikenler ona sırf kalkandır !
Hâl-i hazırda sağırsın, körsün
!
Pisliyorsun yediğin, nankörsün !
Bir
Fakülteyle ararsın etiket,
Etiketten
gelemez hiç bereket !
Bir Hukuk Mektebi yapmaz hâkim !
Nefse hâkim olanın ismi hakîm !
Sanma
kırk beş senedir istikbal,
Onun
ardında asıl her ikbâl !
Ten kadehtir, can onun içte meyi !
Serhoş oldukta, çalar Tanrı Neyi !
Gel
delin sen de o ney misli vücût !
Nefsi
seccâde yapıp etme sücût !
Rûhu şehvâniyetinden üzme !
Nefsi bir başka nefisten düzme !
Hıçkırıklarla
akord et sesini !
Yere
çal kır o nefis kâsesini !
Bak serindir yaşaran bir testi,
Göz yaşından al o son aptesti !
Bir
tohum misli kapan toprağına !
Yeniden
bit de kavuş yaprağına !
“Sultan Ahmet”te hemen as özünü !
O saat “Yusuf”a aç iç gözünü
!”
*
-3-
*
Gizli
ses sustu, güneş doğmuştu ;
Sanki
bir vehmi ışık boğmuştu ;
İnleyip ilm-i maaştan geçtim,
On sekiz yaşta ben ukbâ seçtim !
Sekiz,
on ayda lisan hıfzettim ;
Dört
veya beş dile birden yettim ;
Liseden olmuş iken ben mezûn,
Bir Şuvartsı (*) edebildim memnûn :
İrticâlen
çevirip takriri,
Topladım
bin kişilik takdiri ;
Hep tahattur idi bilgim, zîrâ,
Neyi ekmiş onu biçmiş zürrâ... !
O
yüzüm parlar idi, sırf gözdüm :
Manyetizmayla
çok esrâr çözdüm ;
Hüddamımdan kaçıyordu büyücü !
Şeytanın sihrime yetmezdi gücü !
Her
kütüphaneyi bir bir dokudum ;
Nice
bin sayfa eserler okudum,
Durmadan arzda hakîkat aradım,
Tekke câmi demedim hep taradım ;
Nice
ermiş tanıdım boş çıktı !
Meye
düşman hoca serhoş çıktı !
Yaşım olmuştu tamam yirmi iki,
Gözümün kör idi hâlâ o teki !
Beni
kılmıştı ümitsiz deneme,
Yanıyordum
şu ölen dört seneme ;
“Bir hayaletle konuştum zâhir
!”
Diyerek mektebe döndüm âhir ;
*
-4-
İKİNCİ
İHTAR
*
İmtihan
üstü yatarken bîtâp,
Yeniden
geldi içimden şu hitâp ;
__ “Sen hayallerle vakit öldürdün,
Hokkabazlık ile halk güldürdün !
Bunların
hepsi hünerverliktir !
Nefsi
yenmek o büyük erliktir !
Sana nefsin asıl en zor büyüdür !
Seni ermiş deyip okşar, büyüdür
;
Sen
eşek misli semirdin mi tutup,
__
Haydi der gel çıkalım Arşa kutup !
Kişneyip sen nal atıp mîrâca !
Koşuyorken sana der - Mihrâca
!
Bakınız
gök size sarkıttı bir ip !
Tutunuz
bir ucu dişlerle gerip ;
Çekecektir sizi gökten o Hüdâ !
Bense bîkes kulunuz arzda cüdâ,
Size
hasret dökerek gözyaşımı,
Beklerim
burda eren kardaşımı !
O zaman sen şişerek dersin
- Bin !
Haydi gel sırtıma, al bir durbin,
Bana
ver müjdeyi gördün mü Onu,
Her
yolun HAKK’a çıkar çünkü sonu !
Atlayıp üstüne der – Geldik, dur
!
Sen sorarsın ona mesrûr, mağrûr,
- “Nerdeyiz ey çömezim biz ? Hani HAK ?
Gözlerim
nûrla kamaşmış mutlak !
Görürüm sâde karanlık bir bir !
- Arş mı ? - Yok ! HAK mı ? –
Hayır ! – Vay ne ? – Kabir !!
-
Ya şu ip ? – Sâde gemin ! – Kim ki, hapis ?
-
Merkebim sen ! – O ne ! Sen kim ? – İblis”
Bu hikâyem sana bir teşbihtir ;
Göze tevbih, öze bir teşrihtir...
Bir
ilim var ama düşmez pazara !
Diridir
her ölü kâmil nazara !
Sıcacık evde şiir yazmakla,
Et, börek, tatlı yiyip azmakla,
Bir
kitaptan okunan sözlerle,
Manyetik
dalga saçan gözlerle,
O hakîkat sana gülmez evlât !
Bu pazarlık bize gelmez evlât !
Sana
biz toprağı göstermiştik,
Çünkü
ordan göğe biz ermiştik !
Ayak altında ezilsin şu kalem !
Sen şiir ol ! Seni yazsın âlem !
Oku
âlemleri âyet âyet !
Okumak
bil onu zordur gayet !
Harf be harf parçalanıp gel haşrol
!
Yeniden noktalarından neşr ol !
Çarp,
çıkar, topla ve böl zerrâtı !
Ağlaya
ağlaya çöz kerrâtı !
Bu hesabın başı : Kan, göz yaşıdır
;
Sonu ALLAH'a varan bir aşıdır....
Tutuşan
sinene gel vur aşını !
Kabrinin
dik daha sağken taşını !
Yat sokaklarda “muallâ” diyerek
!
“Yerim alçaksa, muallâ !”
Diyerek !
Kar
kitâben, çamur olsun kefenin !
Bilmesin
kimse adın neydi senin !
Seni sarsın da o toprak tâbût,
Böyle mevlâdan övünsün Mâbut !
Kâlbdedir
Tanrı denen gizli Radar !
Çek çıkar anteni tâ şemse kadar !
*
-5-
YILDIZLARIN ALTINDA
*
Sıçrayıp
ben okudum nefse selâ !
Beni
seçmişti şükür râh-ı belâ !
Babamın servetine sırt dönerek,
Bütün ikbâllere rûhen sönerek,
O
sabah gizlice evden kaçtım,
Çok
şükür ben de bakın bir açtım !
Attım üstümdeki parlak ceketi,
Çok görürdüm hani üstümdeki eti
!
Et
değil çünkü o hayvan derisi !
İçi
kandır ve tezektir gerisi !
Sürülen rûhların âdî kürkü !
Ayıran Arzda Yunan, Rus, Türkü...
HAKK’a
bak ben de bugün mahremdim,
Aç
idim, çıplak idim, Âdemdim !
Göğe baktım müteesir, sisli...
Sürüdüm cismimi hammal misli !
Evi
sırtında gezer bir tarzda,
Serseri
bir Yahudiydim arzda !
Gam çekip karda sızardım mahmur,
Bana ağlar idi yalnız yağmur !
Bir
gülen şems idi gündüz yüzüme !
Gece
mehtaptı muhatap sözüme !
Rüzgâr esmezse de titrerdi etim,
Pederim sağ ama rûhumdu yetim !
Kimseler
bakmadı artık yüzüme,
Hiç
biri bakmadığından özüme !
Namımız döndü “ULUĞ”ken
“apaş”a !
Çün nişansız, apoletsizdi Paşa !
Hoca
oldum, kapıdan almadılar !
Hasta
yattım kapımı çalmadılar !
İnsânın kadrini ah öğrendim,
İnsân olmaktan o gün iğrendim !
Halkın
indinde değersiz çöptüm,
Uzanan
kendi elimmiş, öptüm !
Kimse dolmuşta oturmaz yanıma,
Ceketim sürtünecekmiş hanıma !
O
hanım yaldıza yatmış gübre !
O
adam gübreye batmış Zühre !
*
-6-
*
Bir
güzel kızla tanıştım bir gün,
-
Gel ! Dedim, kız yapalım senle düğün.
- Dedi : “Olmaz ! Senin unvânın
yok !
Mesleğin yok ! Şerefin, şânın
yok !
Varamam
yerde yatan bir imama !
İki
çıplak yakışır bir hamama !
Gel kazan kendine bir istikbâl !
Gülecektir sana her bir ikbal !”
O
ne bilsin ki ben istikbâli,
Kesb
için tepmiş idim ikbâli !
O ne bilsin ki benim unvânım,
Göktedir ! Yerde iken üryânım !
O
ne bilsin asıl istikbâli,
Daha
idrâk edemezken hâli !
Onca âti : Balo, kürk, ruj, taksi !
Bence bambaşka, bunun tam aksi :
Ruj
: kanım ! Kürk : tenim ! Taksi : burak !
Balom
: ALLAH ile vuslat ve durak !
Onun ALLAH’ı göğün üstünde !
Benim ALLAH’ım adam büstünde !
Onca
mâzi dayanır tohma, bele !
Bence
mâzi dayanır tâ ezele !
Onca âti kapanır makberde !
Bence âti açılır mahşerde !
Onun
indinde hayât bir fırsat !
Benim
indimde hayât bir maksat !
Onun indinde tefâhur : Endam !
Benim indimde tefâhur : Encam !
O
giyindikçe, selâmet buluyor,
Ben
soyundukça alâmet buluyor !
Onun indinde asâlet cetle,
Bence hiç yoksa alâkam etle !
Onun
indinde hüviyyet : titrim !
Benim
indimde hüviyyet : Fikrim !
Onca şan : Süslü, uzun kart viziti
!
Bence : Tefrik HÜSEYİN’den Yezit'i !
Onca
servet, benim emvâlimdir,
Bence,
ilmim ile âmâlimdir !
O, nikâhın bakarak cafcafına,
Atar imzayı yatak çarşafına !
Onun
indinde bekâret zarla !
Benim
indimde bekâret arla !
Sade bir noktada birleşti fikir :
- “Vah zavallı !” Sözü çift
oldu zikir :
İç,
çekip gizli, bakıştık pek acı,
Kabri
sırtında uzaklaştı bacı !
*
-7-
ÇİLE
*
Borsa
biçmezdi fiyat kıymetime,
Yeniden
dönmüş idim uzletime...
Münzeviysem de değildim yalnız,
Sormayın kimle idim siz yalnız...
Cümle
varlık ile ben hemderttim,
Kâinata
bölünen bir ferttim :
Ciğerim kan tüküren bedbahtta,
Öksürürken O, söverdim bahta !
Etlerim
her koyunun son diyeti !
Boğazım
her kuzunun âriyeti !
O bıçak çıktığı an pis kından,
Tepinirdim kasabın altından !
Avcılar
hep beni vurmakta idi,
Ruhum,
ormanda o durmakta idi !
Yavrumu besler iken ağzımdan,
Yemi kustum vurulup bağzımdan :
Uzanır evde delinmiş postum,
Kürklü
hayvanlar ile hep dosttum !
O delikten beni dağlarlardı,
“Biz mi hayvân ?” Diye ağlarlardı...
Kazmalar
yardı bütün hep yüzümü :
Yere
ben gömmüş idim çiğ özümü !
Gezmedim tok şu cihanda bir dem,
Aça âit idi bomboş miğdem ;
Bana
bülbül konarak kaçmazdı,
Beni
görmezse o gül, açmazdı !
Her seher şems tarar saçlarımı,
Aya ısmarlayarak taçlarımı !
Ben
o hâlimle güzeldim Hûrdan !
Duvağım
nûr, pabucum billûrdan,
Göğe davetli idim tâ besabah !
Gündüzün arza düşerdim, eyvah !
*
-8-
DÜNYÂ CENNETİ
*
İki
yıl böyle riyâzat yaptım;
HAKK’ı
çöplükte bulup hep taptım !
En büyük neş’eyi tattım gamda !
“Ah”ta yandım, kanadım balgamda
!
Yetimin
yaşlı gözünden baktım !
Sâranın
salyalarından aktım !
Kibri recmetti türâb oldu vücût !
Varı yok etti harâb oldu vücût !
Kâlbe
teslim olarak her melekem,
Sustular
aslı bulup ! Çıktı lekem !
Kalktı gözlerdeki toprak perde,
Kâlb nam cennete girdim yerde :
Dört
oluktan akıyor dört ırmak,
Kâinat
sığmış ısırdım parmak !
O nabız arşa divan durmakta !
Her nefes zikrederek vurmakta !
Kan
Mikail gibi erzak taşıyor !
Can
MUHAMMED ÂLÎ’dendir, yaşıyor !
Titreyip aşk ile geldim vecde !
Varlığım olsa ederdim secde !
Tek
ve çift üstüne kıldım peyman !
“ben”
ve “Biz” sırrına ettim îman !
Yeniden Müslüman oldum Yâ RAB !
Yeniden arza düşür eyle türâb !
Halkı
HAK’tan yedeyim ilmimle !
Örnek
insân olayım hilmimle !
Başka bir gözle görür göz dehri
!
Panzehirden seçemem hiç zehri !
Arzı
siz kılmış iken salhâne !
Sızıyor
halk sanarak meyhâne !
Kanı mey görmededir kör gözler !
Bunu tevil edemez boş sözler !
Pudra
vurmuş kırışık pis yüzüne !
Nice
dost atlatıyor bir düzüne !
Körü aldatmadadır kör olası !
Güler amma acıdır kahkahası !
Eşi
eşek ile birdir kürenin !
Adı
kelptir ona kıymet verenin !
*
-9-
BİR MÂCERA
*
Eşi
eşek ile birdir kürenin !
Der
iken kâlbime hâkim firenin,
Gevşeyip ayarı, serhoş taksim
Uçtu bir yâra ki aynen aksim ;
Çilemiz
aşk ile itmam oldu,
Bir
Misis Jane bize ikram oldu...
Bir kadın, bâkire lâkin kızdan !
Hissedar FÂTMA veya Belkısdan !
Bir
perîden daha dilberdi yüzü !
Bir
melekten daha mâsumdu özü !
Beş lisan verse de nûr kandiline,
Tercümandık o Süleyman diline !
Tutuşup
el ele tâ fecre kadar,
Naklederdik
“gece”den hatıralar :
Çünkü her eski hayât bir gecedir !
Kaderin şîrini yazmış hecedir !
Anlatır
O, ona meylim artar,
Ve
o an aşkımı hayvân tartar !
Yaklaşırken o ilâhi şaraba,
Emzik ağzında çocuk derdi –
“Baba !”
Tükürürdüm
o zaman şehvetime,
Ve
utançtan bakamazdım yetime ;
O çocuktan beni dürten kimdi ?
O hicapla beni örten kimdi !
Sıktım
göğsünün ardında duran,
Kimdi
? Kimdir o temiz kâlbde vuran ?
Tiksinip kirli yataktan indim,
İndiğim an şu hitaptan sindim :
Anladın
doğru o meşhur nükte :
Horoz
ölmüş, gözü hep çöplükte !
Hani sen “eşle eşek bir !”
Derdin,
Eşe eşekçe binip bak erdin !
Onu
bir an sana mahbûb ederek,
Seni
birden ona meclûb ederek,
Denedik biz köpeği son etle !
Nefsi seyretmek için ibretle !
Yâri
sardıkta sarık düştü hoca !
Ne
çocuk gördü gözün bak ne koca !
İki sevda olamaz bir rûhta !
Bir elin bizde diğer el şuhta !
Bir
vedânâme yazıp ağlat onu !
Başka
bir dilbere gel bağlat onu !
Seniz biz HAKK’a nikâh eylemişiz
!
Seni biz halka çoban peylemişiz !
Sevgilin
bil bu hayât ardında !
Ve
hayâtın bu memat ardında !
*
-10-
MUKADDES İSYAN
*
Bu
sözün üstüne ettim isyan ;
Ahd-üpeymanımı
ettim nisyan ;
Hıçkırıklar ile derhal coşarak,
Şöyle haykırdım o yâre koşarak
:
Toprak
oldumsa da bir taş değilim !
Bir
mücerret HACI BEKTAŞ değilim !
Kulak asmam bu gülünç ikaza !
Gayesiz hiç yaradılmaz âza !
Fark
nedir bûsede yahut yemede !
Göz
de Haktır, şu dudak, el, meme de !
İstemem sevgilim olsun Hûri !
Severim öz ama olsun sûrî !
Hüsnü
ben nekleyeyim âh etsiz !
Eti
ben neyleyeyim iffetsiz !
Yâri verdin bana sen ayna diye !
Kıskanırsan neye böldün ikiye ?
Kırıkım,
parçamı bulmam lâzım !
Solukum,
sırçamı bulmam lâzım !
Ayansız hiç göremez kendini göz !
Zâtı zâtında seyir boş bir söz
!
Neye
Mîrâçta o AHMET iledin ?
Neye
aynan ile vuslat diledin ?
Sen “Ehad” ken neye “Biz”
dersin hep ?
“Bir” isen kesrete mûcip ne
sebep ?
Bîgünâhken
kızı ben ağlatamam !
Onu
ben sen gibi öksüz atamam !
Sen miyim ben onu hasret yakayım !
Çıkarak seyrine gökten bakayım !
Bir
de RAHMÂN diye nâmın varmış !
Bir
de Gufran diye câmın varmış !
Er olan taslamaz erlik kadına !
Müntakim ismi yakışmaz adına !
İmtihan
korkutamaz ! Her anda,
İmtihan
olmadayım bir şanda !
Hangi pervane ateşten korkar ?
Hangi bir gül dikeninden ürker ?
İmtihan
sırf sizi techil eyler !
Hak
mümeyyizse suâli neyler ?
Bizle uğraşmada sen dengini bul !
Seni aksettirecek rengini bul !
*
-11-
SON İHTAR
*
O
zaman ses dedi : Bitsin şu yalan !
Her
sözün hikmete batmış hezeyan !
Bana ilmim ile sövmek ne gülünç !
Bana mahlûkumu övmek ne gülünç !
Yok
melekmiş ! Kız imiş ! Hepsi de lâf !
Aynı
Âdem gibisin, sâfsın sâf !
Gördüğün ilk kızı Havvâ sandın
!
Daha dünyâda iken bak yandın !
Bir
tavuk çün pek ucuz oldun yem !
Bizi
görsen ne yapardın bilmem ?
Bir duman uğruna gel kül olma !
Tezek üstünde kanar gül olma !
Kim
bilir kimle gezer tek başına !
Kim bilir
kimle güler gözyaşına !
Bir vedânâme yazıp ağlat onu !
Başka bir dilbere gel bağlat onu !
Putperest
olma, taparsan bize tap !
Tercümanlık
yapacaksan bize yap !
Benim en doğru adım bil “HAK”tır
!
Hakkı zulm eylemeden ihkaktır !
Gelelim
şimdi “Ehad” müşkülüne :
Ben
ve biz sırrını taktın diline !
Daha sen “Benliği” ettin mi hazım,
Ki sorarsın “Bize” bir sırrı-azîm
?
“Sen”
ve “Ben” birleşiversek ne olur ?
“Sen”
ve “Ben” birleşiversek ne olur !
Göğe çıktık ise biz ayrı mıyız
?!
Yere indin ise biz gayrı mıyız ?!
Sana
ben bin kere senden yakınım !
Gel
sıyır hançeri artık a kınım !
Her nefes çek “Beni” paslanmayasın
!
Kes büküp boynunu ki yanmayasın !
Yeniden
ben sana bir baş veririm !
Başka
bir öz ile göz, kaş veririm !
Ki görürsün beni hep kâbende !
Ölü nefsin dirilir son Bende !
Olarak
bir çile fıtrat yumağı !
Öreriz
bir gece Mîrâçta ağı !
Hilkatın en büyük esrârıdır Aşk
!
İnsânın en acı ısrarıdır Aşk
!
Sâde
çiftleşmede kim Aşkı tanır,
Ona
eşşek desem eşşek utanır !
Aşk ışıktır ki yakar nûru bile
!
Aşk veciddir ki yıkar Tûru bile !
Aşkdır hep çeviren eflâkı !
Aşkdır
hep deviren eflâkı !
Aşk kandildeki nûrun yağıdır !
Aşk târihteki altın çağıdır !
Aşkıdır
Âdemi cennetten atan !
Aşkıdır
İblîsi cinnette tutan !
Aşk Davut'da eritmişti demir !
Aşk Mûsa'ya buyurmuştu emir !
Aşk
Meryem'de yaratmıştı dölü !
Aşk
Îsâ'da diriltmişti ölü !
Aşkıdır AHMED’i eşref kıldı !
Aşkıdır hayvânı Rafref kıldı !
Aşk
belâ çöllerinin kevkebidir !
Aşk
selâ kervanının merkebidir !
Aşk o gözlerdeki kan hâlesidir !
Aşk o “Nay”lardaki
–“Yan !” Nâlesidir !
Aşk
! Cennet bağının Hûrudur O !
Aşk
! Mahşer gününün Sûrudur O !
*
-12-
VAHDET
*
İşte
kardeş bu çeşit ben soldum,
Boşalıp
maddeye mânâ doldum !
Yirmi beş yaşta uyup dış gidişe,
Girdim adliyede resmî bir işe ;
O
vekâlette tamam on yedi ay,
Baş
mütercimlik edip aldım onay ;
Kâlb-i millette bugün tercümanım,
Sâde bir “dil” bilirim : Müslümanım
!
Eskiden
derler iken “Hişt ! Pişt ! Hey !”
Yeniden
oldu adım Hüznî bey !
Söyleyin siz O muyum ben ? Bu muyum
?
Kadehin rengine uymuş su muyum ?
Bir
şeyim ! Bilmiyorum sâde neyim ?
Ne
neyim ben ! Ne “heyim !” Sâde “ney”im !
Bence tek sevgili bir ALLAH’tır !
Ağlatır, gayesi sırf islâhtır !
Ona
ben eş koşamam bir güzeli,
Güzelin
hüsnü onundur ezelî :
Kâh bir gül yanağın gamzesidir !
Kâh vuslat edenin lerzesidir !
Kâh
Leylâda delirtir Kaysı !
Kâh
Mecnunda belirtir Kaysı !
Kâh MUHAMMED’le ÂLÎ’dir, bağlar
!
Kâh Yakupta – Yusuf ! Der, ağlar
!
Kâh
HÜSEYİN’in koca kanlı başıdır !
Kâh
o baş uğruna kanlı yaşıdır !
Kâh HASAN’dır, yutuyor her zehiri
!
Kâh kutuptur tutuyor her şehiri !
Kâh
bir FÂTMA’da Meryem gibidir !
Kâh
Eyüb derdine merhem gibidir !
Kâh Bektaş, uzatır gökten eli !
Kâh Velî’dir, görünür yerde
deli !
Kâh
Muhittin’de kalemdir yazıyor !
Kâh
Bedrettin’e sehpa kazıyor !
Kâh Yunus’tur, yörük eyler tâlim
!
Kâh “us”tur, şaşırır her âlim
!
Kâh,
Aşk, yaratır Mevlâna !
Kâh
Şems, bürünür bin şâna !
Kâh Jülyet ile der – Gel Romeo !
Kâh Konfiçyüs’ün ağzında Teo
!
Kâh
Jül Vern, semâvî durbin !
Kâh
Petrovna (*) ilâhi türbin !
Kâh Hayyamda O der – Kalk şarab iç
!
Kâh neyzende sızar, aymaz hiç !
Kâh
mansurda ilâhi nârâ !
Kâh
Hallaçta çekilmiş dâra !
Kâh Câmide o Hâfız demini !
Kâh Şeyh Oğlan Elestin yemini !
Kâh
bir Kerretülaynın mumudur !
Kâh
susuz çölde teyemmüm kumudur !
Kâh Gandiyle kurur, âsâdır !
Kâh İkbal, ATATÜRK, Îsâ’dır !
Kâh
Feyzîde “-Habib !” Der inler !
Kâh
Habiptir, onu Feyzî dinler !
Kâh Fuzulide akar “Sû” diyerek
!
Kâh Hüznî’yi yıkar “Hû”
diyerek !
“Kâh”ı
tâdâd edeniz “Âh”a varır !
“Âh”ı
tâdâd ediniz “Şah”a varır !!!
*
M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 04.03.1956
*
*Helena
Petrovna Blavatsky
*İstanbul Hukuk Fakültesi
Medeni Hukuk Hocası Ord. Prof. Dr. Andreas B.Schwartz
*
*
Copyright
© 2000.www.ondokuz.gen.tr
Copyright © 2001.www.ondokuzbiz.com
Copyright © 2001 www.19muhammedali.com